Yunus Emre Şiirleri - Gel Gör Beni Aşk Neyledi Süper

En güzel gönül, incitmeyen ve incinmeyen gönüldür. İncitmemek kolay değildir. Fakat sabredililirse, hassas davranılırsa, mümkündür. İncinmemek ise çok zordur. Kalp denilen sırça saray, oldukça kırılgandır.
Günümüzün insanı, almış başını gidiyor… Hem de ne gidiş! .. Grayderleyip geçiyor. Kırılacakmış, darılacakmış, umrunda değil! .. Egoizm, canavarlaştırmış. Hatır, gönül kalmamış. “Köpeğinin hatırı yoksa, sahibinin hatırı var.” diyenler, parmakla sayılacak kadar az kaldı. “Eşeğini dövemeyen, semerini döver.” zamanını yaşıyoruz.
Kıran kırana bir yaşam savaşında, insanca yaşamaya çalışanların, yıpranmamak için, çözüm olarak yalnızlığı seçmeleri, kaplumbağalar gibi başlarını evlerinin içine çekmeleri doğaldır. Özellikle ekonomik nedenlerle çıkarcılığın had safhada yaşandığı bu zamanda, zarar görmemek mümkün değil. Kendi kabuklarına çekilenler, zamanla karamsarlığa gömülüyor, giderek depresyona giriyor. Ruh sağlığı bozuk bir toplum, ülke huzurunun günden güne artarak bozulmasına sebep oluyor.
İnsanlar saygıyı kaybetmekte. Aile içinde veya dışarıda bu nedenle huzursuzluklar, tartışmalar, kavgalar, boşanmalar olmakta, hatta cinayetler işlenmektedir. İnsan, saygın bir varlık olarak yaratılmış, kendisine melekler secde ettirilmiştir. İnsana secde etmeyen, saygı duymayan, şeytandır. İnsana secde etmediği için, emre itaatsizlik nedeniyle saygısızlık ettiği için lânetlenmiştir. İnsan, sadace Allah’a secde eder, secde edeceği başka bir varlık yoktur. Saygıyı hak etmiyor olsa bile insanı SAHİBİNİN HATIRI İÇİN SAYMALIDIR. Çünkü; insanın sahibi, sonsuz saygı duyduğumuz Allah-ü Teala’dır. Kul demek, köle demektir. İnsan, abd-ullah, yani; Allah’ın kuludur, kölesidir. Köleye yapılan kötü muamele sahibini incitir. İnsana yapılana da Allah-ü Teala razı olmaz.
Madem ki yeryüzüne Allah’ın rızasını kazanmak için geldik, “Yaratılanı hoş göreceğiz, Yaratan’dan ötürü.”
Saygı, sevgiden önce gelmeli. Onu hiç kaybetmemeliyiz. Saygı duymadığımız insanı sevemeyiz. Beraberlilğin ilk şartı güven, ikincisi saygı, üçüncüsü sevgidir. Bu üçü tamamlandığında, dördüncüsü, yani vazgeçilmezlik, kendiliğinden oluşur. Arkasından huzur da gelir, mutluluk da…
Allah için saymalıyız, Allah için sevmeliyiz. Kırmamalıyız, incitmemeliyiz, toz kondurmamalıyız.
Peki, ya kırılmamak? .. Bir zehir zemberek dünya içinde incinmemek? .. Canavarlaşan insanların arasında, yıpranmadan yaşayabilmek? .. İşte, bu çok zor! .. Bunu başarabilmek için, evliya sabrı gerek. Yunus da incitmemeyi ve incinmemeyi öneriyor:
“Dövene elsiz gerek
Sövene dilsiz gerek
Derviş gönülsüz gerek
Sen derviş olamazsın.” diyor.
Vuracak, kıracak, dövecek, sövecek, gücenmeyeceksin. Hoşgörünün boyutuna bakın! .. Hatta, “Taş atana ekmek atacaksın! ” Hiç kimse hakkını yedirmez. Bizim dinimizde kısas da var. Bire bir alacaklıyız. Eğer, Allah’a bırakırsak, hakkımızı on misli koruyacak.
Hakkımızı bire bir almak var, Allah’a havale etmek, yani on misliyle talep etmek var. Büyük bir hoşgörüyle karşılamak, öc alma yoluna gitmemek, fakat darılmak var. Bir de hiç bir şey olmamış gibi, hiç incinmemek var. Kalp Allah yapısı, Kâbe kul yapısıdır. Kalp kırmak, Kâbeyi yıkmaktan daha günahtır. Kâbe yıkılırsa, bir daha yapılabilir. Kalp kırılırsa, bir daha birleşmez.